Film Eleştirisi:Soraya’yı Taşlamak

Film 1986 yılında Ayetullah Hümeyri döneminde İran’ın bir köyünde geçiyor. Karısını, 14 yaşında başka bir kadınla evlenmek için boşamak isteyen bir koca ve parasız kalıp çocuklarına bakamayacağını düşündüğü için boşanmak istemeyen Soraya’yı anlatan bir film. Kadının adeta bir mal edasıyla alınıp satıldığı, toplum içinde gösteri niteliğinde dövüldüğü, hiçe sayıldığı bu dönemde Soraya, kocasına direndiği için tüm bunlara maruz kalıyor. Soraya’nın çocuklarına bakmak için para kazanması gerekmektedir. Eşi ölen bir adamın yanında çalışmaya başlayacak olan Soraya’nın kocası tarafından komploya kurban gideceğinden haberi yoktur. Soraya’nın halası Zehra köyde kocası tarafından Soraya’nın kocasını aldattığına çıkarılan dedikoduları söylediğinde, Soraya “ben hakkında dedikodu yapılacak kadar önemli biri değilim” demiş ve halasının dediklerine inanmamıştır. Sonrasında yalanlarla, iftiralarla, yalancı tanıklarla yayılıyor tüm köye ve taşlanarak öldürülmesine karar veriliyor. Köyün kadısı “Bunu benden İslamiyet istiyor” diyerek kadının suçluluk halini kesinleştiriyor. Çünkü şeriat hükümlerine göre; koca karısını zina ile itham ederse kadın masumiyetini ispat etmek zorundadır.

sorayi-taslamak-film-elestirisi

Soraya’yı taşlamak ilk kitap olarak 1994te yayımlanıyor,daha sonrasında ise 2009 yılında film haline getiriliyor.Kitap çıktıktan bi hayli sonra filme alınması şaşırtıcı,15 yıl geç kalınmış sanki.Daha da şaşırtıcı olan filmin ABD yapımı olması. İşte bu noktada önyargılı davranarak İran zülmunu ve recm gerçeğini ABD film sektörünun ne kadar içselleştirerek anlattığını ve bize yansıttığını sorgulamaya başlıyoruz. Film şeriat kanunlarının ve kadının hiçliğini gözler önüne koyan bir yapıt.Erkeğin kadının üstünde her türlü hakkı olduğunu bu film sayesinde görebiliyoruz. Yeri geliyor kadın sokağın ortasında dayak yerken, yeri geliyor kadına kendi çocukları düşman ettiriliyor. Ancak film için harika bir senaryo demek biraz abartı kaçar.Sebebi ise filmin empatiden uzak olması.Film süreci daha derinden anlatmak yerine kısa bir yol seçerek sonuca direk ulaşmıştır.Olayların akışı fazlasıyla hızlı gerçekleşmiştir.İnsanın filmi izlerken benimsemesi ve filme dahil olması biraz zorlaşıyor bu yüzden.Evet kesinlikle filmin sonunda üzülüyorsunuz ama gündelik hayatınıza dönmeniz uzunca bir süre almıyor. Üstünde düşünülmesi gerekilen,hatta kendimizi Soraya’nın yerine koymamız gereken bi film. Bunun sebebi ise günümüzde insanların korkusunun ‘’İran’a benzemek’’ olması. Filmin problemlerinden bir tanesi de filmin İran kültürüne ait olması ancak İran’da çekilmemesi,- filmin İran’da çekilmesi sakıncalı bulunduğu için film Ürdün’de çekiliyor.Ancak izleyenler dikkat ederlerse bu yapaylığı hemen farkedebilirler. Ürdün sokakları adeta film seti haline gelmiş.Set kokan kareler sonucunda filmden eksi bir puan daha azalıyor. Soraya bu şekilde ölen ilk kadın değildi,son olarak da kalmadı.soraya1

Haber : İdil Tamküpeli

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s